Oy Amsterdam Ağlatirsun Adami

Sevgili Nerde İçek okurları, yeni bir gezi yazısı ile sizlerle beraberiz.

Şubat ayının sonunda Trance müziğin reyizi Armin Van Buuren’in her hafta yaptığı radyo şovu A State Of Trance’in 750. program kutlamaları kapsamında Hollanda’daydım.

ASOT 750 Celebration değerlendirmesini ayrıca siz değerli okurlarımızla paylaşacağım.

Bu yazımızda Amsterdam’da ne yapılır, ne edilir, ne edilmez sorularının cevaplarını bulacaksınız.

Hazırsanız başlıyoruz. Kalem kağıdınızı yanınıza alın ve not edin!

Öncelikle müzeler bölgesinde olan I AMSTERDAM yazısının önünde fotoğraf çekilin. Eğer oraya gidip fotoğraf çekilmezseniz ülkeden çıkışta sorun yaşayabilirsiniz. Hollanda emniyeti bu konuda çok hassas.

i-amsterdam

Aynı bölgede kültür sanat alanında bir çok müze ve tarihi yer bulunmaktadır. Van Gogh Museum gibi birbirinden güzel müzeler mevcuttur. Ancak daha kendi memleketinde müzeye gitmemiş, Dolmabahçe Sarayı’nı bile görmemiş kişiler koştura koştura gidip 30 euro verip bu müzelere girmeye çalışıyor. Gerek yok. 2 – 3 tablo, heykel görsen hayatında bir şey değişmez. O yüzden o parayla git bira iç.

Amsterdam’da sabahları ne yiyeceğim diye düşünmeyin. Öyle abuk subuk kahvaltı falan aramayın. Efendi gibi gidin steak yiyin. 10 euro steak+bira. Et gerçekten çok lezzetli. Zaten Hollanda hayvanları ile meşhur. Yok efendim ben bilmem ne soslu bilmem ne ekmeğinde şurada gezdirilmiş bişe yicem falan gerek yok bunlara… İstanbul’a gelince öyle yedim dersiniz arkadaşlarınıza. Siz çaktırmayın Amsterdam’da efendi gibi etinizi yiyin.

et

Amsterdam’ı biz 4 bölgeye ayırdık. Bu 5 bölgede bira içebilirsiniz. Leidseplein, Red Light District, Dam Square, Rembrandtplein.

Rembrandtplein, güzel bir sokak ve ufak bir meydandan oluşuyor. Sağlı sollu steak yerleri mevcut. Ayrıca meydanın etrafında bir sürü mekan var. 3 Sisters Pub’ı deneyebilirsiniz. Ayrıca bu meydanda Ajax’ın mağazası ve Heineken Brand Store bulunuyor. Heineken Brand Store eskiden (2013 yılı) daha güzeldi. İçinde daha çok malzeme, hediyelik eşya vardı. Hatta playstation bile vardı. Hey gidi günler hey… O zamanlar playstationda ne Hollandalı tokatlardım beee.. Neyse..

heineken

Dam Square’den bahsetmek gerekirse bizim Taksim meydanı gibi bir yer. Etrafında bir kaç adet hafif lüks mekan var. Bira fiyatı ortalama 3 – 4 euro civarında bu mekanlarda. Ama Dam meydanına gittiyseniz kesinlikle Louis Bar’a uğrayın. Şehrin en küçük barı diyor kendisine. Tabi ben hemen gidip sordum. Sen bunu neye dayanarak söylüyorsun bacım belgen var mı diye sordum. Cevap veremedi. The Smallest Pub in Town. Mekan ufacık, maksimum 15 kişi alır. Ama ortamı havası çok güzel.

smallest-pub

Dam meydanının hemen 2 yan sokağı Red Light District. Bu caddede sağlı sollu kırmızı ışıklı odalar var. Ayrıca birkaç mekanda bulunuyor burada. Old Sailor isimli pub günün her saati dolu bir mekan. Turistlerin mola verip bira içtiği bir yer. Tavsiye edilir.

amsterdam-kanal

Leidseplein, burası ise daha hareketli mekanları olduğu yer. Yine ortada ufak bir meydan gibi bir şey var. Ama etraftaki mekanlar buraya sandalye masa atmışlar. Hava güzel olduğu zaman rahatça oturulabilinir. Etrafta bir sürü mekan mevcut. Hepsi birbirinden güzel bira içmelik mekan.

Tam meydanın karşı sokağında ise gece kulüpleri mevcut. Ayrıca o caddeye gündüz girerseniz restaurantların önünde “biyrun” diyen Türk garsonları göreceksiniz.

Çoğu mekanda müzikler çok kötü. DJ yok neredeyse. Bazı mekanlarda barmenler djlik yapıyor. Rezalet ötesi.

Amsterdam 3 gün kalmak için ideal. 3 günde hızlıca her şeyi yapabilirsiniz.

A State of Trance’in gerçekleşeceği Utrecht’e Amsterdam’dan 30 dk süren tren yolculuğu ile vardık.

Utrecht yazımız ise çok yakında…

 

i-amsterdam

Sorry, the comment form is closed at this time.

 
buna benzer şeyler