Nerde İçek? Prag’ta İçek!

Orta Avrupa’nın en büyük festivali Transmission trance müzik festivalini yerinde izlemek içinde geçtiğimiz hafta Prag’a gittim.

Halk ile içiçe olmak için özel uçağımdan ziyade tarifeli THY uçağını tercih ettim. Ve yine halk ile içiçe olmak için ekonomi sınıfında yolculuğumu gerçekleştirdim.

Tabi uçakta biraz sıkıntılar yaşadım. Öncelikle yemek servisinde hostes hanımdan “bira” istedim ve bana kalmadığını söyledi. Tamam başka alkollü bişe verin dedim saolsun kırmızı şarap verdi. Hemen tükettikten sonra bir adet daha istedim ancak onun da kalmadığını söyledi. REZALET!

Neyse uçaktan inip Prag merkeze geçtikten sonra, evinde kalacağımız Filip Kanka’nın lüks suitine yerleştik.

Eve yerleştikten sonra önce ultra lüks olan mahallemizi keşfe çıktık. Mahallemizde bulunan “En büyük bira menüsüne sahip” mekana gittik. Ve menüden seçtiğimiz biraları yudumladık. Gerçekten çok değişik fazla çeşitte bira mevcuttu.

prag-bira

“Rebel premium rezalet teneke tadı geliyor biradan, Ginger Beer zencefil aromalı, Primator weizen muz aromalı değişik bira familyasından, Pilsner Urquell ise 4 bira içinde hakiki bira olan idi. Tabi yanına dark beer soslu sosis”

Buradan çıktıktan sonra şehir merkezine doğru yol aldık. Hemen hemen her mekana girip bir bira içerek Prag ekonomisine can verdik. Roxy isimli mekanı görüp girelim dedik. Tabi mekan kapalı olduğundan bizi üst kattaki bar kısmına aldılar. Mekanda çok sayıda üniversiteli genç bulunuyordu. Hepsi içip içip sohbet ediyorlardı.

Ah bu gençlik nereye gidiyor! Avrupa çöküyor aga! 

Tabi mekanın arka kısmında bir bölümde resim sergisi vardı. Burada akıllara hemen sanat sanat için mi yapılır, sanat toplum için mi yapılır sorusu geldi ve Prag’taki meslektaşlarımızla bu konuyu derinlemesine tartıştık. Mekanda bir de dans etmelik bir dj kısmı vardı. Bu bölmenin en kötü yanı ise abuk subuk bir dj çıkartmaları oldu. Adam çaldıkça dans edecek insan kalmadı o bölümde.

prag-mekan1

prag-dj

“Hiç utanmadan insan kaçırmaya devam etti…”

Sonrasında lüks suitimize yerleşip ilk gecemizi tamamlamış olduk.

İkinci gün şehrin kültürel dokusunu gezmeye başladık. Cehape döneminde kalma köprüler, kliseler gördük. Gerçekten hayret vericiydi. Biraz soluklanmak adına bir mekana oturduk. Mekanda bira söyledik ve yanına atıştırmalık bişe söyleyelim dedik. Menüde sosisi görünce aa süperdir falan diye hiç detayına bakmadan söyledik. Ve önümüze “sosis turşusu” koydular. Gerçekten rezalet, yenmez, israf bir yiyecek. Sakın denemeyin!

[row][col w=”6″]prag-merkez [/col][col w=”6″] prag-sanatsal[/col][/row]

[row][col w=”6″]prag-3.kopru [/col][col w=”6″]prag-tower[/col][/row]

Tabi biraz soluklanmak adına eve dönelim dedik. Eve dönerken oranın migrosuna uğradık. Migrosta biralar 10kron ( 1,2TL ). Yüklenebildiğimiz kadar aldık bira. Ama adamlar poşeti para ile satıyor. 4 poşete bir bira alabilirsiniz. O yüzden markete giderken yanınızda çanta götürmeyi unutmayın. Bu arada 4 boş bira şişesine de bir adet bira alabiliyorsunuz. İşte demokrasi, işte özgürlük!

prag-market

Neyse, evde biraları tükettikten sonra soluğu yine merkezde aldık ve Roxy’e tekrardan gittik. Güzel bir dj eventi varmış orada. Mekanda bira 30 kron ( 4TL ). İç iç iç sonra mekandan çıkıp eve dönerken bir beyfendi bizi çevirdi. Nerelisiniz diye sordu. Hayırdır gardaş dedik. Niye soruyon biladel dedik. Beyfendi başladı anlatmaya. Geçen pariste işid saldırısı oldu, ben çok korkuyorum, burada da yaşanmasını istemiyorum o yüzden herkese soruyorum demeye kalmadan Allahu Akbar diye bağırdık adam kaçtı gitti.

Özetle insanlar çok korkmuş durumdalar. Şehir merkezinde sürekli eylem oluyordu. Ellerinde camiye çarpı koyan pankartlar falan. Televizyonlarda sürekli islam konuşuluyor. Adamlar iyice korkuyor müslümanlardan.

Üçüncü günümüze uyandık. Tabi o gün özel bir gündü, Transmission günüydü. Kısa bir şehir turu yaptık. Bu sırada bira müzesini ziyaret edelim dedik. Birayı anlatan müze pek birşey yoktu bence. Sadece çıkışta verilen 4 bira verdiğim paranın hakkını verdi.
bira-muzesi

 

Neyse efendim sonra eventin gerçekleşeceği o2 arenaya gittik. İçeri giriş sırasında beklerken bir şahıs önüme kaynak yaptı bende yer verdim. Sonra adam cebinden çıkarttığı paketin içindeki otu bölüp bir kısmını bana vermeye çalıştı. Napıyorsunuz beyfendi dedikten sonra “teşekkür ederim bana yer verdin içimden geçti” dedi. “Yöv gardaş ben kullanmıyorum saol” dedim adam ısrar etmeye başladı. Niye kullanmıyorsun falan beni eziklemeye başladı. Sus lan dedim. Orada “sen kimsin lan” “asıl sen kimsin” arbede falan derken neyse içeri girdik. Alan çok büyük ve bir o kadarda da düzenliydi. Örneğin hiç tuvalet sırası ya da bar sırası beklemedik. Barda bira 25 krondu( 3 TL ). Herkes oraya eğlenmeye gelmişti.

transmission-1

Event esnasında bir erkek tarafından tacize uğradım. Bunu ilkkez burada paylaşıyorum. Yani ayıp ayıp. Oraya eğlenmeye gelmişiz. Ayıp…

Neyse yaklaşık 6 saat trance müzik dinleyip eğlendikten sonra sabah 6 buçuk civarı işitme kaybı yaşadığımız kulaklarımızla evimizin yolunu tuttuk.

 

Ertesi gün tabi o yorgunlukla pek bişe yapamadık. ( 4 bira içtik ) Pazar günü biraz sakin geçti anlayacağınız.

Son gün Filip kankaya evi teslim edip havalimanına doğru yol aldık. Yine uçakta büyük bir rezalet. Bira bitmiş. Nasıl biter nasıl biter. Şarap bitmiş nasıl biter. “Hostes bey bana lütfen alkollü birşeyler verin” dedim ve sonunda saolsun viski verdiler. Öyle böyle derken İstanbul’a lanet şehre geri döndük…

Prag’ın İyi Yanları;

Bol Bol Bira İçmek
Toplu Taşıma Çok Yaygın
Çok Güzel Kızlar

Prag’ın Kötü Yanları;
Bira Çok Ucuz

Sorry, the comment form is closed at this time.

 
buna benzer şeyler