Bütün İsimler

Kapının kasasının üzerinde ince uzun bir levha var, mineli. Be­yaz bir fonun üzerine siyah harflerle Nüfus Kayıt Merkez Arşi­vi yazıyor. Minesi çatlamış ve hatta bazı noktalarından atmış. Kapı antika, son kat kahverengi boyası dökülmüş, tahtanın görü­ııeıı damarları çatlamış bir deriyi andırıyor. Beş tane penceresi var cepheye bakan. Kapısından girer girmez, eskimiş kağıt ko­kuları hissediliyor.

 

 

 

20. yüzyılın en büyük romancılarından biri kabul edilen José Saramago‘nun Bütün İsimler romanı Don José isimli Nüfus Kayıt Merkez Arşivinde uzun yıllardır çalışan, tek başına yaşayan ve saplatılı bir hobisi olan ana karakter üzerinden ilerliyor. Bu hobi; çeşitli dergilerden kestiği ünlü insanlarla ilgili kupürleri biriktirmek. Fakat bir gün hakkında çok az bilgi olan, meçhul bir kadının fişinin araya karışması ile işler değişir.

 

Saramago, kazandığı nobel ile anılacak kadar sınırlı bir romancı değildi. Saramago kullandığı kelime oyunları, bilinç akışı ve sürreal cümleleri oluşturduğu metinleriyle 20. yüzyılın edebiyat ustası, büyük bir beyni. Bütün İsimler’de, yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiyi naif bir şekilde ele atarak Don Jose’nin saplantılı yolculuğuna bizleri de misafir ediyor. Romanın metni ele avuca sığmayan bir şekilde ilerliyor ve büyüleyici bir hazla noktalanıyor.

 

 

Ve romanı şu cümle ile sonlandırıyor.

İpin bir ucunu ayak bileğine bağlayarak ka­ranlığın içine daldı.

Etiketler

yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 
buna benzer şeyler